Işığın zaferi, Noel...
Vatan · 21 Aralık 2009
İnsanlık tarihinde tüm kültürlerin en güzel bayramıyla katıldığı bir yarışma yapılsa, Noel bayramı kuşkusuz birinci gelirdi. Başta çocuklar, insanların birbirlerine armağanlar verdikleri, ailelerin şölen sofrasında bir araya geldikleri bu bayram, ışıklarla donatılan kentleri, süslü çam ağaçları, Noel Babaları, kızakları, geyikleri, masalları ve şarkılarıyla, gerçekten en estetik bayramdır.
Üstelik Hz. İsa’nın tarihi tam bilinmeyen doğumundan binlerce yıl önce var olan, Doğu’dan Batı’ya tüm -çok tanrılı- dinlerde kutlanan, en eski ve en pagan ayindir!
Çünkü binlerce yıldır, Kış Gündönümü (solstice) şenliğidir.
Ne gariptir ki 21 ya da 22 Aralık günlerine denk gelen gündönümü tarihinin 25 Aralık’a çekilmesi bile “antik” bir hesap hatasından kaynaklanır: İ. Ö. 46 yılında, Roma Cumhuriyeti’nde Jül Sezar’ın emriyle başlatılan takvim reformu sırasında, astronom Sosigenes gündönümü tarihlerini yanlış hesaplamış ve Romalılar, bu reformdan öteye “Natalis İnvicti” (yenilmez güneşin doğumu)’nu kutladıkları ve güneşi temsil eden Apollon’u kutsadıkları “Saturnales” şenliklerini 25 Aralık’a ötelemişlerdir.
Ama adı bile Hz. İsa’dan önce Güneş Apollon’un doğumunu müjdeleyen Latince “natale/natalis” köküne bağlı Noel, sadece Roma’da değil, Kuzey Avrupa toplumlarında bugünkü simgeselleriyle vardı, Keltler Tanrı Gargan, Vikingler Tanrı Odin onuruna çam ağaçlarını süsler, tanrıları simgeleyen yaşlı ve babacan bilgeler evleri gezer, o yıl uslu duran çocuklara armağanlar dağıtırlardı.
Tüm Hristiyanların bile değil, sadece Katolik Kilisesi’nin, o da bu pagan bayramın popülerliğiyle başa çıkamadığı için Hz. İsa’nın doğumundan tam 354 yıl sonra Hz. İsa’nın doğum günü ilan ettiği 25 Aralık, görsel motiflerini Kuzey Avrupa paganizmine uyarlarken, dinsel motiflerini de Doğu’daki çok tanrılı dinlerden almıştır.
***
Bakire Meryem’den bir ahırda, çobanların ve kuzuların arasında doğan Hz. İsa efsanesi, Mezdekelik dininde, aynı koşullarda Bakire Anahita diye anılan tanrıçadan doğan Mitra’nın efsanesine öykünür. Kucağındaki Hz. İsa’yı emziren Hz. Meryem’in esin kaynağı ise, tanrı oğlu Horus’u emziren Mısır Tanrıçası Isis’ten başkası değildir!
Demem o ki, Noel zamanları günün geceye, ışığın karanlıklara, doğumun ölüme karşı kazandığı zaferin kutlandığı çok eski bir külttür ve bu külte sahip çıkanların Noel’i ışıyarak ve ışıtarak kutlaması, insanlığın pagan belleğinden hiçbir şey yitirmediğinin kanıtıdır.
Zaten “ışıklar kenti” diye anılan Paris, her Noel’de parlar. Ama bu yıl yeni teknolojilerin estetik yaratıcılıkla evliliği, kente bambaşka bir ışıltı kattı, elektrik tüketimini yarı yarıya indiren düzenekler, pırıltısını ikiye katladı. Üzerlerinden yağmur damlaları gibi ışıklar akan ağaçları, gezegenleri simgeleyen kürelerin, yıldızların tepesinden sarktığı caddeleri, dev çam ağaçları ve vitrinleriyle Paris, göz kamaştırmakla kalmıyor, soluk kesiyor.
İşte bu Paris’in en şık caddesi Faubourg Saint Honoré’de dünyanın önde gelen markalarından Hermes’in merkez mağazası, bu yıl Noel vitrinlerini İznik Vakfı çinileriyle donattı. Cumhurbaşkanlığı sarayı Élysée’nin yanıbaşındaki mağazanın baş tasarımcısı Leila Menchari, İznik çinilerini vakfın 2000 yılında UNESCO’da açtığı sergide keşfetmiş ve Prof. Işıl Akbaygil’le başlayan çini dostluğu, 9 yıl sonra Hermes’in vitrinlerini döşemiş.
İznik Vakfı, dünyanın her yanından Paris’e akın eden ve Hermes’in Noel vitrinin görmeden geçmeyen milyonlarca gezginin beğenisine sunulan çinileri, özel olarak üretti. Leila Menchari’nin önerdiği değişik renklerin de kullanıldığı İznik çinileri, Hermes’in vitrin için özel olarak ürettiği altın renkli objelere fon oluşturuyor. Vitrin dekorunu oluşturan çiniler ve objeler satılmıyor, sergi süresinin sonunda Hermes’in özel müzesine kaldırılacaklar.
Başka bir deyişle bu yıl, Paris Noel’ini bizim İznik Vakfı çinileri de süslüyor. İnsanlık tarihi kadar eski bu pagan ışık bayramına, çok kültürlülük elbette yakışır.
Gülmek de yakışır Noel zamanına. Nedense hep fıkra gibi olaylar, Noel’de gelir benim başıma. Onlardan birini okumak isterseniz, yarın bu sütunda...