Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2010

F tipi Q klavye!

Vatan · 11 Ocak 2010

Mine Hanım, “Gözünü çıkaran devlet” başlıklı yazınızı okudum ve şaşırdım. “Yahu dedim, bu hanım sanki 20 yıl askerlik yapmış gibi yazmış...” TSK’da sesini çıkaran genç insanlarımız vardı, hâlâ da varlar. Sorun, sizin de belirttiğiniz gibi gençler değil. Sorun, anlamsız bir şekilde sayıları her yıl biraz daha artırılan generaller.

Hava Eğitim Komutanı, zamanında Albay rütbesinde biriymiş. Aynı albay, yıllar geçmiş Korgeneral olmuş, yine Hava Eğitim Komutanlığı’na atamışlar.

Türk Hava Kuvvetleri’nin ‘savaş gücü’nden daha fazla ‘ateş gücü’ne sahip bir Amerikan uçak gemisinin komutanı albay!

Eğer; TSK’da Orgeneral sayısını 1’e, korgeneral sayısını da 4’e indirir, toplam general sayısını 20 ile sınırlandırır, Muharip Subaylığı Üniversite mezunlarına da açarsak, TSK 5 yıl içerisinde kendisini toparlar!

Saygılar,Mustafa K. Ö.E. Hava Piyade Kurmay Yarbay***Mine hanım,TSK üst kademesi ile ilgili yazınız beni etkiledi. Emekli subayım. Görevdeyken oldukça rahatsızdım ama gençlere “ileride bu yanlışları yapmayın” demek dışında yapılacak bir şey yoktu. TSK bu gidişle çok güç durumlara düşer öngörüm maalesef gerçekleşti. Sizin de dediğiniz gibi asimetrik-masimetrik tehdit varsa giderilmesi gerek. Hatta proaktif (bu kavram sık kullanılır askerlikte çünkü hata canla ödenir) olup olayların önünde olmak gerekir. “Göz olanı, beyin olacağı görür” sık tekrarlanan ve çalışma odalarına asılan bir laftır ama?.. Dağlıca, Aktütün askeri alanda kesin başarısızlık. Başınız sağ olsun bile denmedi, sorumlular cezalandırılmadı. F.....örgütü veya çetesi ile savaşta çok hatalar var. Gizli olması gereken evraklar-konuşmalar tezgâhlara düştü. Lütfen bu tür eleştiri yazılarına TSK düşmanları tarafından kullanılmayacak karar ve ayarda devam edin. Komuta kademesini özeleştiri yapmaya zorlayın, mantık değişmeden sonuçlar değişmeyecek...

Bu görevlendirmeyi küçümsemeyin, ne yapayım tek delikanlı siz çıktınız...

Emin K.***Sevgili Mine hanım,Merak etmeyin bu gidişle her şey F tipi olacak ülkemizde.

Ayrıca en çok satan gazetenin yayın yönetmeni Ertuğrul Bey çıkıp da veda konuşmasını “that was a good life” diye bitirirse, siz klavyeden önce bence dilimizi doğrudan yabancılaştıranlara bir göz atın derim.

Saygılarımla,Cem***Sayın Kırıkkanat,“Emperyalizme Hayır” yazınızda dil konusuna değindiniz, çok önemli bir soruna parmak bastınız. Ülkemizde yıllardır, bilinçli bir yozlaştırma kampanyası yürütülmekte:Okuma yazma öğretiminde kullanılan “Tüme Varım” yöntemi 1960’lı yıllarda değiştirilip yerine “Tümden Gelim” yöntemi benimsendi. Oysa her sesin tek işaretle karşılandığı dilimizde, okuma yazma öğretmek için buna hiç gerek yoktu. Tümden gelim yöntemi, birkaç işaretin (harfin) tek sesi karşıladığı diller için kaçınılmazdır. Bizim Türkçe okuma yazma öğrenmeyi son derece kolaylaştıran tüme varım yöntemini niçin terk ettiğimizi asla anlayamadım. 1960’dan sonra, dilde yenileşme çabaları da garip bir görünüm kazandı. Solcular arılaşmayı, milliyetçiler eski dili savundular. Dilin siyasallaştırılması sonucunda kaybeden yine Türkiye ve Türkçe oldu. Dil gümrüğü kurulmadığı, toplumumuz bu konuda bilinçlendirilmediği için Türkçe özellikle İngilizce sözcükler başta olmak üzere yabancı sözcükler tarafından işgal edildi.1960’lı ve 70’li yıllarda tüm devlet dairelerinde, iş yerlerinde F klavyeli yazı makineleri kullanılırken bilgisayar ile Q klavye dönemi başladı.

Konfüçyüs ne kadar haklıymış: “Eğer dilde bozukluk varsa, söylenen isteneni yansıtmaz. Söz isteneni yansıtmazsa, istenen iş yapılmaz. İstenen iş yapılmazsa, ahlak ve sanat yozlaşır. Ahlak ve sanat yozlaşınca, adalet doğru yoldan çıkar. Adalet doğru yoldan çıkarsa, halk çaresiz bir bunalıma sürüklenir. Sonunda söylenen söz hakkında doğru karar vermek fırsatı kalmaz...” Size yazılarınız, söylemleriniz ve onurlu duruşunuz için teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.***Y. N.Merak ediyorum, TSK acaba F tipi Q klavye mi kullanıyor, yoksa Türk tipi F klavye mi?