Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2010

Piyango otokrat demokrasi amorti

Vatan · 4 Şubat 2010

“Merhabalar Mine Hanım,Bu mektubu size Sincan Kadın Hapishanesi’nden yazıyorum. 12 Mayıs 2009’da gözaltına alındım ve 19 Mayıs’ta 4 arkadaşımla birlikte tutuklandım. Tutuklanmamızın nedeni, 22 Mayıs’ta Rize’de - 24 Mayıs’ta Samsun’da yapılacak olan Grup Yorum konserleridir. Evet, biz bu konserlerin engellenmesi için tutuklandık. Bölge farklılığından dolayı Trabzon’da tutuklanan 9 arkadaşımız, Erzurum ACM (Y. N: Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından birer ikişer tahliye edilirken, bizler Ankara ACM tarafından aylardır burada tutuluyoruz.

Grup Yorum, yirmi yıldan fazla bir zamandır ülkemizde özgün müziğin kesintisiz yaratıcılarındandır. Yıllardır gerek grup üyelerine, gerekse konser düzenlemek isteyen kurum ve kişilere uygulanan baskılarla konserleri engellenmek istenir. Ezgileriyle halkın ezilmişliğini anlatır ve çözümünü de sazında, sözünde sunar.

İşte biz de dokuz aydır bu ezgiler halkın, dinleyenlerin kulağından yankılanmasın diye tutukluyuz. Bu arada, engellenmek istenen her iki konser de yapıldı. Yani bizimle aynı suçu (!) işleyen binlerce, milyonlarca kişi var ülkemizde.

Bolca demokratik açılımdan bahsedilen bu dönemde bizim bir konser düzenlememiz ya da başkalarının ’Amerika Defol, Bu Vatan Bizim’diye pankart açması, duvarlara afiş asmasının tutuklama sebebi olması, açılımın bizim payımıza düşen kısmı sanırım... Belediye, itfaiye, Tekel işçilerinin sokaklarda hakkını aramasına kızan, efelenen AKP’nin ağzında ’demokrasi’kelimesinin bir oyunun ezberlenmiş -hatta ezberlenmemiş bile, kağıttan okunan- sözlerinden başka bir şey olmadığını ortaya koyuyor.

Evet, Mine Hanım, biz 25 Şubat’ta tekrar çıkacağız 11. ACM’nin karşısına ve hayatımızdan çalınan dokuz aya yeni aylar eklenecek mi, göreceğiz. Bu arada Grup Yorum bir konser daha verdi Samsun’da. Biz içerde kalsak da, ezgiler kulaklarda tınlamayı ve gönül tellerini titretmeyi sürdürüyor. Hoşçakalın. G.Ö.” ***Sayfanın başında ve sonunda, “Ankara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu GÖRÜLDÜ” damgasını taşıyan bu mektubun, aldığım çok sayıda mapus mektubundan farkı, tutuklunun “suçunu” açıkça belirtiyor olması, sevgili okurlar. Geçip giden ömürlerini demir parmaklıkların arasından seyredenler, her biri yürek parçalayıcı öykülerini anlatırken “hangi suçun karşılığında” bedel ödediklerini konu etmezler, pek. Oysa G. Ö’nün yazdığı mektup hem bu açıdan inandırıcı, hem de kamuoyunun yakından izlediği Ergenekon davasında bazı sanıkların, dişe dokunur hiçbir kanıt gösterilmeden, neyle suçlandıklarını bilemeden, bazen iki yıla yakındır tutuklu kalması, kamuoyunun hiç tanımadığı, ilgilenmediği G. Ö. ve arkadaşları gibi pek çok tutuklunun, “mahkûmiyetsiz ceza infazı”na kurban gittiklerini akla getiriyor.

Sanıkların, sonunda suçsuz bulunsalar bile, mahkemelerin aşırı yoğunluğu nedeniyle, suçlu bulundukları takdirde verilecek hapis cezalarını bazen kat kat aşan zamanı yıllarca süründükleri yargı sürecinde tutuklu geçirip beraat etmeleri, artık bir Türkiye klasiği. O da beraat etmeden ölmezlerse tabii... AB’ye uyum çerçevesinde pek çok yasanın değiştiği Türkiye, AB’nin makul yargılanma süresi 5 yılı aşmak ve karar öncesi “gereksiz” tutukluluk yüzünden AİHM’nin defalarca mahkûm edip milyonlarca Euro’luk tazminat cezasına çarptırdığı BİR numaralı ülke.

Ama G.Ö. ve arkadaşlarına açılan davanın bir “artı” sı var: AKP’nin AB’ye uyum çerçevesinde değiştirdiği yasalara ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın getirmekle pek övündüğü ifade özgürlüğüne göre, Amerikan karşıtı sloganlarla konser düzenlemek “suç” olmasa gerek. Komünizm propagandası yapmak da artık suç olmaktan çıkarıldığına göre, bu çocuklar niçin tutuklandı, niçin 9 aydır tutuklular?Ya G.Ö. ve arkadaşları doğruyu söylemiyor ya hükümet.

Ya da...

Demokratikleştirilmişimsi otokratikleştirilmişimtrak hukuk sisteminde, yasaların değiştiğinden ve insanların ifade özgürlüğüne kavuştuğundan ne kolluk güçlerinin haberi var, ne de mahkemelerin!Zaten bu ülkede adalet de AB üyeliğine benzedi: Herkes umutla bekliyor, ama kimse geleceğine inanmıyor.