Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2010

Yeniden yapılanma

Vatan · 22 Şubat 2010

Değişiklik, yenilik, Hüsamettin Bey’in kâbusuydu. Terfi ede ede sonunda muhasebe müdürü olunca, müdür yardımcısı odasını, masasını bırakamamış, Demir Bey’e yalvar yakar olup yardımcılarını eski muhasebe müdürünün odasına taşıtmış, yerini terk etmemiş, alıştığı odadan ayrılamamıştı.

Hüsamettin Bey’in ruhsal dengeleri de kırılgandı. Dürüsttü, iş ahlakına sahipti, çalışkandı, işinin sınırları içinde bilgiliydi. Ama dayanıklı, dirençli bir kişiliği yoktu. Yaşam alışkanlıklarının, otuz yıl sürmüş iş alışkanlıklarının dışına çıkamazdı. Yaşamı da zaten işiydi. Kendinden önceki muhasebe müdürlerinden edindiği, şablon haline gelmiş düzeni, onun koltuk değnekleriydi. Birini çekseler yürüyemez, olduğu yerde kalır, hatta düşebilirdi.

Bir baskın biçiminde aniden uygulamaya konulan Yeniden Yapılanma, yenilik demekti. Kendine olan güveni zedelenmeye başlamıştı. Şablonu yok olmak üzereydi. Kırılgan ruhsal dengeleri, bozulmaya yüz tutmuştu.

İngiliz uzmanlar saldırıya geçer gibi, önce muhasebeye el koydular. Son beş yıllık kayıtlar, defterler, bilançolar, taslak bütçeler, kesinleşmiş bütçeler, ne varsa hepsi ortaya döküldü. Hüsamettin Bey’in iki yardımcısının oturduğu oda boşaltıldı, işgal kuvvetleri oraya yerleştiler, incelemeye başladılar.

Ne var ki uzmanlar, Türkçe bilmiyordu. Hüsamettin Bey’le yardımcıları da İngilizce bilmiyorlardı. Yirmi dört kişilik idari kadroda, İngilizce bilen yoktu. Yağız Bey’le sekreteri Ceyda Hanım hariç.

Uzmanların uzun boylusu, dişleri arasında pipo, iki elinin ikişer parmağı yelek ceplerinde, odayı bir aşağı bir yukarı adımlayıp mırıldanıyordu:

- Zero based budget.

Ceyda hanım çevirmekte zorlanıyordu.

- Sıfırlanmış bütçe... Hayır, bazı sıfırlanmış bütçe... Yani tabanı...

Hüsamettin bey, seyrek saçlarını karıştırıp soruyordu.

- Ceyda hanım kızım, neyin tabanı, anlayamadım.

Ceyda hanım da anlayamadığı için İngiliz’e soruyordu:

- Neyin tabanı?

İngiliz yardımcı olmak yerine, inadına tekrarlıyordu.

- Zero based budget.

Muhasebenin yeniden yapılanmasının temel kuralı buydu: ” Zero based budget.

- Hüsamettin Bey, yani bazı, yani tabanı sıfırlanmış bütçe. Muhasebe işlemlerinin, yani daha doğrusu bütçelerin tanziminin yeniden yapılanması, sıfırlanmış tabana oturacak.

- Hanım kızım, anlayamıyorum. Bütçeyi sıfıra nasıl oturtacakmışım?..

Yiğit OKUR “Sıfırlamak”/Can Yayınları, roman 2010

Tarihte elmanın rolü

“Bu sefer masala sondan başlayalım. Gökten üç elma düşmüş. Birini Havva almış, Adem’e vermiş. Diğeri Newton’un kafasına dank etmiş. Peki üçüncüsü? Bu konuda rivayet muhtelif. İlk iki elmanın açtığı süreçler üzerinde düşünürsek, belki üçüncü hakkında da fikir yürütebiliriz.

Birinci elmanın rolü çok büyük. O kadar büyük ki, insanın dünya değiştirmesine yol açıyor. Peki hangi dünyadan hangi dünyaya gittik? Özgürlükler Dünyası’ndan Zorunluluklar Dünyası’na mı, yoksa tersi mi?

Soruyu şöyle de sorabiliriz: Kovulduk mu, kurtulduk mu?

Aslında ikilemi böyle koymak pek doğru değil. İnsanın kendi kaderini kendi eline alış sürecini başlatmasının simgesi olmuştur, birinci elma. Tanrının cennetinden kovulmuştur insanoğlu, ama kendi cennetini kurabilme olanağını da ele geçirmiştir. Kurabilir veya kuramaz, o ayrı bir konu, ama kurabilme potansiyelini edinmiştir. Bir başka dünya yaratmanın katalizörü olmuştur, birinci elma. Öte dünyanın dışında, insanoğlunun kendi emeğiyle yaratabileceği yeni bir dünyanın kapısı aralanmıştır. Ve böylece öte dünya ile bu dünya arasında çekişme de başlamıştır. Öte dünyanın işleri ilk kez bu dünyadan ayrılmıştır. İki dünya oluşmuştur: Tanrı’nın bahşedilen Özgürlük Dünyası ile insanın ’emekle yaratılabilecek özgürlük’dünyası. Görüldüğü gibi Havva Anamız, aydınlanmanın ilk lideri ve ilk laiktir. Emek ile yaratılabilecek bir özgürlüğle tanışmıştır insanoğlu, bahşedilen bir özgürlüğü yitirmek pahasına...

Ender HELVACIOĞLU “İnsanlığın Sözleri” / Bilim ve Gelecek Kitaplığı, 2009