Fransa’da hüsran makamında Türk mevsimi
Vatan · 8 Nisan 2010
Dokuz aydır süren, 400’ü aşkın etkinlikle kutlanan ve 23 milyon Avro’ya mal olan Fransa’daki Türk Mevsimi, Eyfel Kulesi’nin Türk bayrağı renkleriyle ışıklandırılması ve 240 bin ziyaretçiyle dikkat çeken “Bizans’tan İstanbul’a” sergisi dışında, Türk’ün Türk’ü ağırlamasıyla geçti.
İki ülke arasındaki gerginliğe rağmen niye yapıldı bu mevsim, Fransa nesine 10 milyon Avro harcadı, Türkiye nesine 13 milyon Avro, anlaşılamadı.
Düşünün ki dokuz aydır diplomatik kriz üreten “Fransa’da Türk Mevsimi” nin Versailles Sarayı’ndaki resmi kapanış törenine bile gelmedi Sarkozy! Başbakan François Fillon da gelmedi... Başbakan Erdoğan, Senato Başkanı Gerard Larcher’in eşliğinde, “Müsenna” konseriyle kapattı sezonu.
Benim ilgimi çeken, Fransa’da Türk Mevsimi’ni kapatmak için Paris’e gelen Başbakan Erdoğan’ın Le Figaro gazetesine verdiği demecindeki “Sayın Sarkozy gelip mutlaka bugünkü Türkiye’nin neye benzediğini bizzat görmeli” sözleri oldu.
Çünkü Sarkozy gibilerin fikrini değiştirebileceği 9 ayda, Türk Mevsimi “geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer” tadında, müziğinden sergisine “mazi” sine yönelik olup, zaten sufi müziği ve Müsenna’yla açılıp, Müsenna’yla kapandı. 400 etkinliğin arasına serpiştirilen çağdaş kültür örnekleri de Türkiye’nin bugünkü genç, dinamik ve yaratıcı potansiyelini yansıtmaktan çok uzaktı. Zaten Mevsim’in en önemli etkinliği “Bizans’tan İstanbul” a sergisinde, Cumhuriyet ve Atatürk’e yapılan hakaret de Türk Mevsimi’ni düzenleyenlerin amacının Türkiye’nin bugünlerini övmek olmadığını açıkça gösteriyordu. (*)
Geniş genelinde Türkiye’nin ne birikimi varsa mazide kalmıştır fikrini işleyen böyle bir “Mevsim” seçimini kim yapmıştır, bilemem. Umarım yıllardır çağdaş Türk kültürüne katkılarıyla öne çıkan İKSV bu seçimin içinde yer almamıştır. Hiç yakıştıramam.
Fakat İKSV, Fransa’daki Türk Mevsimi kapsamında 2010 Paris Kitap Fuarı’nın organizasyonundan da sorumluydu ve şahsen söyleyebilirim ki ortada ne övecek, ne de övülünecek bir organizasyon vardı:
Uluslararası Fransız Yayıncılar Birliği’yle buluşmaya gelen Türk heyeti, İKSV’den herhangi bir yetkiliyle karşılaşmadı. Fuara davetli bir Türk yazarın oda rezervasyonu atlanmıştı. Neyse ki Kültür Bakanlığı’ndan bir yetkili odasını yazara bıraktı da, sevgili Yalvaç Ural sokakta kalmadı.
(*) Bknz. Bedri Baykam’ın yazısı: “Paris’te skandal” 22. 12. 2009
Kitap fuarına konuk Türk yazarlara verilen yemeklere, bazı yetkililerin arkadaşlarıyla katıldığı görüldü, ama hiçbir yazarın, bırakın Türk, Fransa’daki yayımcısının davet edildiği görülmedi!
Hatta en son romanı tam kitap fuarı öncesi Fransa’da yayınlanan bendeniz, bu yemeklerin hiçbirine davet edilmedim, eğer Fransız yayımcım “yazar giriş kartı” vermemiş olsaydı, Türkiye tarafından davet edildiğim panele katılmak için fuara giremeyecektim!Fransız yazar kartımla girebildiğim fuardaki Türk standında, Türk Kültür Bakanlığı’nın güleç yüzlü TEDA yetkilisi tarafından “Buyrun, giriş kartınız, sizin için saklıyorduk...” diye karşılanınca güleyim mi, ağlayayım mı, karar veremedim. Türk edebiyatını yurt dışında desteklemek için kurulan TEDA’nın, ne desteklediği kitapları okuduğunu, ne de yazarların hangi konuda yazdıklarından haberi olduğunu, polisiye romanlar yazan beni “edebiyatta aşk” konulu bir panele, tarihi romanlar yazan bir meslektaşımı da “polisiye” paneline davet ettiklerinde çakmıştım...
Türkiye’den davetli yazar olmama karşın, “Boşuna bilet harcamayın, ben o tarihte nasılsa Paris’teyim, kendim katılırım” dediğim için nasılsa evinde yemek yer, düşüncesiyle yemeklere davet edilmediklerini de anlayabildim. Ama davetli yazara, davete icabet edebilmesi için gereken giriş kartının, hasbelkader içeri girebildikten sonra takdim zekâsını, doğrusu kavrayamadım.
Sorumlusu TEDA mıdır, İKSV mi, yoksa ikisi el ele verince birbirine bakarak mı kararıyor bilemeyeceğim ama...
Sizin anlayacağınız Fransa’da Türk Mevsimi’ne dahil edilen Paris Kitap Fuarı da Türkiye açısından sen, ben, bizim oğlan arasında, yine ancak alaturkalıkta öne geçti.
(*) Bknz. Bedri Baykam’ın yazısı: “Paris’te skandal” 22\. 12\. 2009
Kitap fuarına konuk Türk yazarlara verilen yemeklere, bazı yetkililerin arkadaşlarıyla katıldığı görüldü, ama hiçbir yazarın, bırakın Türk, Fransa’daki yayımcısının davet edildiği görülmedi.