Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2010

Dünyanın sekizinci harabesi!

Vatan · 13 Nisan 2010

Körfez Emirlikleri’nden Dubai, AKP iktidarının hâlâ kalkınma modeli midir, bilemem. Ama İstanbul, kendisine biçilen deli gömleği salyangoz kulelerden, rol modelinin prens mankeni Şeyh Muhammed bin Raşid el Maktum’un elceğiziyle kurduğu Nakheel şirketiyle birlikte iflası sayesinde, şimdilik kurtuldu. Üstelik, İstanbul’a dikilecek salyangoza patron biçilmesi, manken prensin podyumlarda salınması, memlekette Dubai ile yatılıp Dubai ile kalkılması ve bütün bunların iflası, hepi topu bir buçuk yıla sığdı.

Ancak, Dubai’nin iflasına dair “Geçmiş olsun Türkiye” başlıklı yazım 1. 12. 2009 tarihinde yayınlandıktan birkaç gün sonra, Abu Dabi’nin zengin emirliği imdadına yetişince, müflis kardeş emirlik de kurtuldu, sanıldı.

Küresel ekonomi denilen ve giderek abuklaşan bir sistemde, devlet iflas eder mi, ederse nasıl eder, sonuçları ne olur, pek bilinmiyor. Yerine göre değişiyor, İzlanda’dan sonra Yunanistan’ı izleyip göreceğiz. Sırada başka ülkeler de var...

Dubai’ye gelince...

Ne tuhaftır ki Türk basını, onca Türk’ün mesken tuttuğu bu körfez ülkesine dair bir süredir pek sessiz. Dubai’yi daha bir yıl öncesine kadar yere göğe sığdıramayan medya, rol modelimiz iflastan kurtuldu mu, ekonomik krizin neresinde, hiçbir haber vermiyor. Oysa....

Körfez Emirlikleri’nden Dubai, AKP iktidarının hâlâ kalkınma modeli midir, bilemem. Ama İstanbul, kendisine biçilen deli gömleği salyangoz kulelerden, rol modelinin prens mankeni Şeyh Muhammed bin Raşid el Maktum’un elceğiziyle kurduğu Nakheel şirketiyle birlikte iflası sayesinde, şimdilik kurtuldu. Üstelik, İstanbul’a dikilecek salyangoza patron biçilmesi, manken prensin podyumlarda salınması, memlekette Dubai ile yatılıp Dubai ile kalkılması ve bütün bunların iflası, hepi topu bir buçuk yıla sığdı.

Hani Türkiye’de “dünyanın sekizinci harikası” diye lanse edilen bir Palmiye Adası vardı ya, işte orijinal adıyla Palm Jumeirah diye anılan o adanın yaprakları henüz değilse bile palmiyeyi karaya bağlayan gövdesi, Fransız Libération gazetesinin yayınladığı bir röportaja bakılırsa, “dünyanın sekizinci harabesi” olmaya aday: Maket üzerinde bahçelerle ayrılan müstakil evler, Türkiye’deki bazı benzerlerini aratmayacak bir “sıkıştırmayla” birbirine bitişik beton yığınlarından ibaret. Nakheel şirketi, iflasa doğru daha çok ev satabilmek için makette gösterdiği yeşil alanları kaldırmış, öngördüğü (ve planda gösterdiğinin) iki katı sayıda ev yaptırmış. Ne var ki bahçelerin çoğu uçan evleri Çinliler inşa etmiş bulunuyor ve uzaktan Pekin varoşlarını andıran adanın palmiye gövdesindeki meskenlerin finisyonu da Çin’den ihraç edilen mallara benziyor: Yatak odasının elektrik düğmesine basınca tuvalet yanıyor ya da tersi. Bu arada, Türkiye’deki müteahhitlik dehasını aratmayacak biçimde deprem olmadan yıkılan balkonlar, yerinden oynayan, dolayısıyla kırılan fayanslar, yerinden çıkan prizler, elde kalan musluklar da cabası...

Aynı Arap kafasıyla (yoksa Türk mü demeliydim?) yüz evlik yere iki yüz ev yapan ve tüm yeşil alanları betonlayan kurnazlık bile işe yaramamış ve iflastan kurtulabilmek için değeri 1,5 milyon Avro’dan 500 bine indirilen evlerin sadece yüzde 10’u satılabilmiş... Ada’ya beklenen binlerce nüfus gelmeyince, ada sakinlerine vaat edilen yakın alışveriş, devasa ticaret merkezi de makette kalmış. Adaya yerleşmek gafletinde bulunanlar, kibrit almak için bile 7 km’lik bir yol yaparak ana karaya dönmek zorunda kalıyor.

Proje o kadar iflas etmiş bulunuyor ki, Palmiye Adası’nın yapraklarından ikisi de şantiye olarak duruyor.

Ama bütün bunların daha beteri, geçen Aralık ayında yapılan bilimsel bir araştırma, deniz doldurularak kurulan Palmiye Adası’nın yılda 1,5 santim denize gömüldüğünü ortaya çıkardı. Nakheel şirketi, panik halinde yalanladı, adanın denize gömülmediğini gösteren bilimsel veriler yayınladı ama, boşuna...

Nakheel’in denize inşasını öngördüğü dünya haritası The World, Rod Stewart’ın 20 milyon dolara istediği İngiltere ve bütün kıtaları çevirmesi planlanan The Universe adaları falan, zaten denize gömülmeye fırsat kalmadan, daha proje aşamasında battılar.

Dubai’de kara bile sağlam değil: Disneyland’ın 6 katı büyüklükte olacak denilen eğlence parkı Dubailand, Hong Kong’dan daha geniş Waterfront Marina’sı falan, hiçbiri yapılamıyor, Şeyh Mahdum El Maktum’un rüyalarında bile harabe artık!

Ne diyeyim? Türkiye’ye geçmiş, Palmiye Adası’ndan villa alan Türklerin de başı sağ olsun!