Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2010

Aslı Türk namı büyük

Vatan · 27 Mayıs 2010

Montparnasse garında bekleyen YHT, ışıklı panoya “Özel Tren” diye yazılmış. Fransa’nın en önemli uluslararası edebiyat festivali “Şaşırtıcı Yolcular” adını boşuna taşımıyor: Festivale davetli tam 240 yazar ve bir o kadar yayıncıyı Paris’ten Saint Malo’ya taşımak için, bir “yazarlar treni” kaldırılıyor.

Bazıları ilk kez “business class” yolculuk eden yoksul varsıl, çoksatar azsatar, yaşlı genç yazar takımı, adeta tatile çıkan çocukların cıvıl cıvıl “birliktelik” sevinciyle biniyoruz trene. Her birimiz ayrı ülkelerden geliyoruz, ayrı dillerde konuşuyoruz. Ama aynı düşünce dilini paylaşıyor, aynı tutkuyu taşıyoruz: Yazmak.

Üç saatlik yolculuğun sonunda, Atlantik kıyılarında Kraliyet mimarı Vauban’ın eseri, bir kale kente varıyoruz. Fransa’nın en ünlü denizcilerinin yetiştiği Bretagne kıyıları, burası. Denizci olmayan ünlü memleketlisi, yazar ve ozan Chateaubriand, yarımadanın en ucunda bir anıtmezara, isteğine uygun olarak “isimsiz” gömülü. Ama Chateaubriand olup isimsiz kalmak mümkün mü? Tarihi bir otele vermişler adını.

Festival sarayına doğru ilerlerken, limana demirli tekneler arasında muhteşem bir kalyon çekiyor uzaktan, dikkatimi. Ahşap kalyon, sarı lacivert.

Vay canına, yoksa bazı Brötonlar da mı Fenerbahçeli?

Vallahi olabilir. Çünkü çok geçmeden, Destina’nın Fransızcasını imzalatan bir okur, “Marinadaki kalyonu gördünüz mü?” diye soruyor, “Adı Grand Turc!”

Haydaa... Fenerbahçeli olduğu yetmiyormuş gibi adı da Büyük Türk’müş.

Söyleşi ve imzalardan serbest kalabildiğim ilk fırsatta, limana koşuyorum. Tarihi kalyonun pruvasında kaytan bıyıklı, ak sarıklı bir levent figürü var, ama kıçında okurun söylediği gibi “Grand Turc” değil, “Kralın Yıldızı” yazıyor. Allah, Allah...

Ziyarete açık gemiyi gezerken rehberi sorguluyorum: Kalyonun adı on gün öncesine kadar Büyük Türk’müş gerçekten. İngiltere’den Deniz Yıldızı şirketi tarafından satın alınıp Saint Malo’ya getirilmiş ve filonun mutlaka bir “yıldız” unvanı taşıyan diğer gemilerine uygun olsun diye “Kralın Yıldızı” adıyla yeniden “kutsanmış.”

Peki, neden başlangıçta Büyük Türk’tü adı ve niçin pruvasında bir Türk levent figürü var?

Rehber bir şey bilmiyor. Gerçeğe, Paris’e dönünce yaptığım araştırmalarla ulaşıyorum:

1 Mayıs 1745’te İngiliz korsanlar, Akdeniz’de bir Türk korsan kalyonu ele geçiriyorlar. Kalyon, bir yıl sonra Fransızlara, Saint Malo’da Robert Turc (yani Türk) adlı kaptanın komutasında, “Grand Turc” adıyla kayıtlara geçiyor. 1949’da İngiliz donanmasına satılıyor.

Ve sıkı durun, Büyük Türk korsan kalyonu, 21 Ekim 1805’te Fransız-İspanyol ittifakının İngiliz donanmasına feci biçimde yenildiği Trafalgar Deniz Savaşı’nda, İngiliz bayrağı altında çarpışıyor.

Gerçek kalyonun sonradan ne olduğu bilinmiyor. Ama Fransız Kaptan Robert Turc’ün ruhu mu devreye girdi bilinmez, yine Türk soyadını taşıyan İngiliz armatör bir ailenin son temsilcisi Michael Turc, 1996 yılında Marmaris’te HMS Blandford adlı bir geminin 1741 çizimlerine sadık kalan bir kopyasını yaptırıyor. Blandford’un kopyasına, aslı kaybolan Türk korsan kalyonu “Grand Turc” ün adını vermek, yaptıran Michael Turc’ün soyadına tabii ki yakışıyor, ama asıl neden bu değil: Çünkü Marmaris’te inşa edilen Büyük Türk’ün misyonu, İngiliz TV dizisi Hornblower’da oynamak. Marmaris’e bu dizi için sipariş ediliyor.

“Büyük Türk” kalyonu, Hornblower TV dizisinde denizlere dehşet saçtıktan sonra, 2005 yılında Trafalgar Deniz Savaşı’nın 200. yıldönümünde de rol alıyor.

On gün önce de, ilk, asıl ve gerçek Büyük Türk kalyonunun resmi kayıtlara geçtiği liman, Saint Malo’ya dönüyor.

Atlas Okyanusu’nun sert, sağlam ve aydınlık insanları, Kaptan Robert Turc’un hemşehrileri, o gün bugündür rıhtıma demirleyen Türk kalyonun repliğini, “yuvasına döndü” sevinciyle ziyaret ediyorlar. Kalyonun adı artık Kralın Yıldızı, ama olsun, kaytan bıyıklı levent pruvada oturuyor hâlâ, üstelik Fenerbahçeli...

Başka bir deyişle, Türk’ün adı silinse de namı sürüyor, açılmadığı denizlerde bile.