Teoride galip, pratikte mağlup
Vatan · 2 Temmuz 2010
2001 ekim ayında Amerikan saldırısıyla başlayan ve Talibanla NATO güçleri arasında süren Afganistan’daki savaşta, 2010 yılının ilk altı ayında 134 NATO askeri öldü.
Irak’a saldırıp işgal eden ABD ve müttefikleri, 2003 yılından beri bu işgale terörle direnen örgütlerin hedefi. 2010 yılının ilk altı ayında öldürülen işgalci asker sayısı 54.
Türkiye’de savaş yok, çünkü işgalci güç yok, yabancı bir orduya karşı savaşılmıyor. İçimizden çıkan PKK’ya karşı “terörle mücadele” var ve sadece son iki aydır şehit edilen asker sayısı, 42...
İster Afganistan’daki gibi topyekûn bir savaş olsun, ister Irak’taki gibi mevzi, her iki ülkede de yerel hükümetlerin toplum sağlığıyla uğraşacak hali yok. Sağlık bakanlıkları belki var, ama TV reklamları aracılığıyla, örneğin “kanserle mücadele” kampanyalarına ayıracak ne parası var, ne hali, ne de siyasal iradesi.
Oysa savaş olmayan Türkiye’de, PKK’ya karşı “terörle mücadele”de, Afganistan ve Irak’tan katbekat fazla asker şehit verilmesine karşın, kuşkusuz bu gencecik insanların ödedikleri can bedeli sayesinde, hem toplumsal yaşam normal sürüyor, hem de hükümet normal işliyor.
Öyle normal işliyor ki AKP hükümeti, dağda bayırda kurşun ve bombalardan koruyamadığı insanını; zaten toprağa ve suya karışan kanserojen böcek ilaçlarından, yiyeceklere karıştırılan kanserojen katkı maddelerinden de esirgemediği ve hatta GDO’lu tohumlara topyekûn denek yazdırdığı insanını... Kanserden korumak için sigaranın fiyatını artırıyor, kapalı yerlerde içimini yasaklıyor, kansere çoğu sigara içmeden yakalananlara da TV ilanlarıyla destek vaat ediyor.
İyi güzel de, Sağlık Bakanlığı’nın bu ilanlarla verdiği güvence, gerçeği mi yansıtıyor, yoksa yalan pazarlamacılığından ibaret bir reklam spotu mu? Buyurun, hükümetin kanserlilere ne kadar yakın ve yardımcı olduğunu bizzat “damdan düşen” bir reklam sektörü çalışanından okuyun:
Sn. KIRIKKANAT,
Ben 33 yaşındayım ve reklam sektöründe çalışıyorum. 9 ay evvel meme kanseri teşhisi konuldu. Ameliyat oldum ve tümörlü bölge alındı. 6 ay kemoterapi ve 1 ay da radyoterapi gördüm. Çok uzun ve yıpratıcı bir süreç. Hep pozitif olmaya gayret gösterdim. Doktorum Nil Mandel Molinas ve Cihan Uras 1 sene de Herceptin yani kanser aşısı tedavisi olmamı önerdiler. Herceptin adlı ilacın amacı yüksek riskli hastalarda kanserin metastaz yapmasını önlemek. Fakat Sağlık Bakanlığı bu ilacı karşılamıyor. Metastaz yapması durumunda karşılayacağını söylüyor. Oysaki ilacın amacı metastazı önlemek!!! Televizyonlarda Sağlık Bakanlığı’nın ‘KANSERİN FARKINDAYIZ SİZİN YANINIZDAYIZ’ reklamları gösteriliyor ama kanser için icat edilmiş bu muhteşem ilaç hastalara ödenmiyor. Bu nasıl bir tezat? Nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Bu ilacın 1 tanesi 1.500 lira. 3 haftada bir 3 adet olmam gerekiyor. Yani 3 haftada bir 4 bin 500 lira. İnsanlar bunu nasıl ödeyebilir? Bu tedaviyi olurken ne kadar çok meme kanserli kadının olduğunu gördüm ben de bu kadınlardan biriyim. Bu işin peşindeyim. Sağlık Bakanlığı‘na dava açacağım ve hakkımı koruyacağım.
Sizden ricam bizim yanımızda olmanız, köşenizde bunları dile getirmeniz. Yaşadığımız hastalık zaten çok zor süreci olan, insanı çok yoran, gönlünü kıran dönemlerden geçiriyor. Moralimizi yüksek tutmamız gerekiyor. Ama bu durumda moralimizi nasıl yüksek tutabiliriz? İnsan hiç başına gelmeyeceğini düşünüyor ama bir anda kendini bunun içinde bulabiliyor. Benimkisi de öyleydi. Yeni evlenmişim, geziyorum, tatile gidiyorum hayat güzel ve bir anda öğreniyorum ki meme kanseriyim. Çok zor ve o yüzden bu işin peşindeyim. Sadece kendim için değil tüm kadınlar için. Umarım siz de bizim yanımızda olursunuz ve yardımınızı esirgemezsiniz. Çünkü inanın, bizim desteğe çok ihtiyacımız var.
Sevgiler ve şimdiden teşekkürler,
Armağan BAŞAL
Anlaşılan Türkiye, kanser mücadelesini de terör gibi, teoriyle pratik arasındaki uyuşmazlıkta yitiriyor. Bu kafayla normal, ama yine de merak ediyorum: Sağlık Bakanlığı’nın teorideki “Kanserin farkındayız, sizin yanınızdayız” reklamına harcadığı para, kaç hastanın pratik tedavisini karşılardı acaba?