Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2010

Frankist Türkiye

Vatan · 12 Temmuz 2010

AKP iktidarında çağ atlayan Türkiye, uçtu uçtu, Frankist İspanya’nın 1960’lı yıllara denk gelen “altın çağ”ına kondu.

General Franco’nun “faşizm” tanımına tıpa tıp uymayan, zaten ideolojisi de olmayan otoriter rejimi, “tek adam” kültüne dayalı, özgürlük çerçevesi mümin muhafazakârlıkla sınırlı ve çerçeve dışına çıkanın yasaklı olup, baskı gördüğü bir sistemdi.

Frankist rejimin başından sonuna zaten NATO üyesi ve ABD ile çok iyi geçinen İspanya, 1960’lı yıllarda dış sermayeye açıldı, turizm cenneti haline geldi ve ekonomik anlamda büyük bir gelişme kaydetti. Gerek iş yapmaya, gerekse tatilini geçirmek için ülkeye gelen yabancılar için İspanya, vur patlasın çal oynasın bir bayram yeriydi. Sadece yabancılar için mi? Yok canım, yerliler için de yegâne baskı, ifade özgürlüğü alanındaydı. Erotizm ve pornografiyle birlikte, genelinde rejime muhalif özelinde cumhuriyetçi, demokrat ve ateist düşünce yasaktı. Hiç de çekilmez bir baskı yoktu ortada: Siyasal bilinç olmasa da olurdu, erotizm ve pornografi olmasa daha iyi olurdu, dinine imanına bağlı, ahlaklı bir İspanya fena mıydı yani?

Oysa İspanyollar, sıkıntıdan patlıyor, sadece ifade özgürlüğüyle sınırlı baskıdan boğuluyorlardı. Günümüzün “hard porno”ları yanında erotizmin masumiyet abidesi sayılacak Emmanuelle filmini görebilmek için komşu Fransa’ya akın ediyorlardı. Ülkenin yasaklı siyasal sahnesine ise başlangıçta “frankist rejime direniş” amacıyla kurulan bir suikast örgütü zorla çıkmıştı: ETA.

Eğer o yıllarda internet olsaydı, Frankist İspanya’nın da “youtube”a erişimi yasaklanır ve “google”ın altyapı servisleri de kapatılırdı, kuşkusuz. Çünkü zihniyet günümüz Türkiye’sine elli yıl geriye çağ atlatan AKP iktidarıyla aynı çerçeveyi paylaşıyor: Baskıcı!

Zamanda yarım yüzyıllık, mekânda 4 bin km’lik ayrılık, elbette iki ülkenin sansür evriminde bir farklılık yaratıyor: Frankist rejimin İspanya’da açık açık sansürlediğini, AKP rejimi Türkiye’de “vergi kaçırdı, ödemedi, Atatürk’e küfretti, vb.” kamuflajıyla yasaklıyor. Ve yasağı kamuflaj kılıfına sokabilmek için zihniyetin salt geri kalmışlığını değil, cehaletini sergilemeyi bile göze alıyor:

Youtube’da salt Atatürk’e hakaret eden video’yu kaldırtmak yerine, siteye toptan erişimi yasaklıyor.

Aynı Youtube’da, Carla Bruni’nin Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin eşi olmadan önce pornografik konuşmalar yaptığı bir TV programı yayınlandı. Video, haberi duyulduktan 15 dakika sonra yayından kaldırıldı. Ama Youtube’e erişim engellenmedi, sadece o video yayından kaldırıldı. Fransa’nın yapabildiğini niye Türkiye yapamasın?

Türkiye mi sözü geçmeyen bir ülke, yoksa Youtube yönetimine söz geçirecek bir kurum mu yok?

Kurum hem var, hem yok. Zaten yasa da hem var, hem yok. İnternet konusunda Türkiye’de lüzumlu hiçbir yasal düzenleme gerektiği gibi yapılmadı, yasal düzenlemenin gerektirdiği kurumlar kurulmadı, kurulanı da çalışmıyor.

2007 yılında çıkarılan İnternet Suçları Yasası, Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde bir İnternet Kurulu oluşturulmasını öngörüyor. Yıl 2010. İnternet Kurulu’nun, eğer kurulduysa, kurul.ubak.gov.tr diye bir site adresi var, erişim yok! Düşünün ki interneti denetlemekle görevli bir kurula, eğer varsa, internetten erişilemiyor! Oysa, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) var, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı var, İnternet Daire Başkanlığı var, güya çalışıyorlar, ama çalışmaları, kurulmamış ya da erişilemeyen kurul.ubak.gov.tr adresindeki İnternet Kurulu’nun yapacağı denetime bağlanmış, iyi mi?

9 Temmuz tarihli gazete haberlerine bakılırsa, interneti denetlemek konusundaki son icat, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulacak “IP Takip Merkezi.” Böyle bir polisi kim denetleyecek peki? Olmayan İnternet Kurulu mu, devre dışı kalacak BTK mı? Kesin olan şu ki böyle bir polis, uluslarası sitelere muhatap olamaz.

Kurmadıkları kurumlar, çalıştırmadıkları yasal denetim mekanizmasının sonucu uluslararası internet servis sağlayıcılarına “muhatap” olamayan Türkiye, daha çok site kapatır. Eğer bu acz iyi niyetse, cehalettir. Kötü niyetse, istibdat.