Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2010

Faşiste küfreden bari demokrat olsa...

Vatan · 15 Temmuz 2010

Balgama “kraşe”, ishale “diyare”, çişe “idrar” deyince terbiyeli konuştuklarını sanan ve zaten osurmak kabalığını da “yellenmek”le incelten zihniyetin, son yıllarda elbette perhize değil, ama diyete sokup zerafet kazandırdığı kavram, kâh sıfat, kâh zamir olarak kullanılan “etnik” sözcüğü oldu.

Oysa etnik, “etniye dair” demektir ve Yunanca “ethnos”tan türeyen etni de “ırk”tan ibarettir.

Demek ki Atatürk’ün Türkiye’ye Batı kültürünü örnek göstermesinden çile çekip, AKP iktidarının sunduğu fırsatla giyim kuşam, düşünce ve yaşam biçimini Doğu’ya uyarlayan yurdum Müslümanları başta, bu ülkede hemen herkes nezaketin de, zarafetin de Batılı olduğunda hemfikir...

Kimi çiğ gerçekleri, nedense Arapça ya da Farsça bile değil, illaki Yunanca ya da Latinceden türeyen Avrupa dillerinde sunarak kabulünü kolaylaştırmak, başka türlü nasıl açıklanabilir?

Oysa çiğ gerçekler yabancı dilde söylenince anlam değiştirmezler. Böyle bir çaba, eğer (Batılı) yabancı dil bilmeyeni aldatmak değilse, K harfini ke, H harfini he okuyarak nazik olunduğunu sanan ve PKK’ya PEKEKE diye saygı gösteren zihniyetin, gülünç cehaletidir.

Etnik demek ırksal, etni de ırktır, ırk!

***

BDP’nin üstelik parti grup kararıyla, 7 Temmuz’da TBMM Genel Kurulu’na “Türkiye’nin etnik nüfus yapısının belirlenmesi”ni önermesi, ırk ayrımcılığından başka bir şey değildir. Öneriye, her demokratın vermesi gereken tepkiyi dile getiren Bağımsız (şimdi CHP’li) Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli’nin “Neye göre araştıracaksınız ; kafatasına, kan sayımına, DNA’ya mı, beyan esasına göre mi yapacaksınız?” sorusu da çok doğrudur.

Kafatasına gerek yok, çağdaş genetik bilimi, bir damla kan, hatta terde, aranan her türlü ırkın DNA’sını ya da DNA’nın ırkını belirliyor.

Beyan esasına da ırk değil, ancak kültürel aidiyet dayandırılır. Irkçılık beyan esasına göre yapılsaydı, İkinci Dünya Savaşı’nda herkes German oğlu German olup Nazi Almanların elinden paçayı kurtarırdı.

Eğer ırksal nüfus yapısını bilmek barışçıl bir yöntem olup iç savaşı önlese, Bosna Hersek’te soykırım olmaması gerekirdi, çünkü DNA’sı besbelli ortak Sırplarla Boşnakları ayıran ırk değil, dindi!

Dolayısıyla BDP’nin “etnik nüfus yapısı”na dair belirleme istemi, hiç de masum değildir. Kürt sorununun sözde çözümünde ırkçılığı araç önermekle, ayrımcılıktan başka bir amaç güdülüyorsa, ancak ve ancak, bir ırkın diğerine üstünlüğünü savunmak olabilir.

***

Sayalım ki Türkiye’ye bu zihniyet egemen oldu, herkesin DNA’sını inceledi, ülkenin ırksal nüfus haritası yapıldı. Ne yapacak bu haritayı BDP?

Her şeyden önce Türk ana Kürt baba ya da tersi evliliklerden doğan “kırma” çocukları neresine koyacak bu ırkçı haritanın?

Çoğunun DNA’sı Türk’e uyan öyle özgün bir DNA yok ya, BDP senaryosuna göre varsayıyoruz- ama genetik belleğinde Kürtlüğü taşıyan Alevi Kürtleri haritanın neresine koyacak? Türk mü, Türkmen mi sayacak, yoksa Kürt mü?

Diyelim ki karışmış ırklar konusunu çözdü; ya Türk diye reddetti, ya Kürt kabul etti. Sonra hangi amaçla kullanacak bu ırk oranlarını, bu haritayı?

Kürtler şu kadar milyon, öyleyse şu kadar toprak isterim demeyeceklerse, hangi azınlık nüfusuna oranla nasıl bir çoğunluk nüfus ayrıcalığı, Lazlara, Türkmenlere, Boşnaklara, Çerkeslere, kendi deyişleriyle 36 farklı dilde konuşan diğer ırkların üstünde ne hak isteyecekler?

İster 36 ırk olsun, ister 36 dil, bu ülkede halkın ortak bir kültürü de var. Bu kültürde ne yazık ki satranç değil, tavla oynanıyor ve belki de tavlada anlık hesap yapmaya alışıklığın sonucu, kimse ağzından çıkanın nereye gittiğini, yani üç hamle sonrasını öngöremiyor. BDP de bu kültürün dışında değil ve tavlada zar atar gibi ortaya attığı “ırkçı nüfus haritası”yla, siyasal satranç tahtasında nasıl bir hamleye yol açacağını öngöremiyor.

Demokrasilerde kültürel aidiyet vardır, kim kendisini hangi kültüre ait görüyorsa, o kültürdendir. Hiçbir demokraside ırksal harita yapılmaz, ırksal nüfus bilinmez.

Irksal nüfus sayımı, faşizmde bile değil, ancak Nazizm’de yapılır.

Türkiye Cumhuriyeti ve TSK’ya faşist diyenler, bari Nazi olmasa...